bisiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bisiklet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Edremit-Bozcaada 2. Gün

Önsöz:  Arkadaş böyle gün gün yazalım dedik de, sünecek bu mesele baya. Bi de görmemiş bisiklet turuna çıkmış, her günü yazmış oldu biraz. Elin oğlu dünya turuna çıkıyo bilmem kaç sene, bizim gibi tek tek  yazsa cilt cilt kitap yapar valla. (ikilemeler meler)

Neyse çıktık yola yazak gayri. Via claudia augusta'yı yapınca, böyle yapmayız.

İkinci Gün: Bugün ilk neşeli sabahımız. 6:30 da uyandık. 7:15 de yola koyulmuştuk. Anında acıkan karnımızı doyurmak için  Boşnak (Karaköy böreği la işte) böreği yedik ve Adatepe köyüne doğru yavaş yavaş tırmanmaya başladık. Köyün girişinde Zeus altarına çıktık.  Truva şehrini bulan Alman aga bu noktanın Zeus'un Truva savaşını izlediği yer olduğunu iddia etmiş. Bir de Erdem baba türbesi imiş aynı yer. Tabii ki adak ağacı opsiyonlu. (Adak adarken doğrudan Zeus'la muhattap olma hakkında artık espri yapmayacağım)
Zeus altarından Edremit körfezi
Altarda bir Tolgacan


Adatepe köyü mübadeleyle boşaltılmış ve Midilli'deki türkler yerleştirilmiş sonra onlar da gitmiş... Şimdi butik otellerin ve ciplerin cirit attığı bir Beyaz türk köyü olmuş. Bu güzelim köyde en pahalı çay gözleme kombinasyonumuzu yaptık. Bu köyde Taşmektep adlı , Murat Belge'nin de ders verdiği bir mekan olduğunu öğrenmiştik. Orayı bulup, kendisini devrimden sonra Yozgat'a süreceğimizi deklare etmek için köyü gezdik ama muvaffak olamadık. Akabinde yine güzel bir inişle sahilden yolumuza devam ettik. Assos yolunda trafikten kurtuluruz demiştik ama tam tersi oldu. Yoğunluk aynen devam etti bir de üstüne yol tek şeride indi ve bozuldu. Bu trafikten bunalınca,  bir zeytinliğe dalıp denize girdik.

Sonra Assos faciası başladı. Dar yolda ilerleyerek Kadırga koyunu geçtik. Assosun yakın olduğunu düşünerek muazzam bir yokuş tırmandık. Benim soluğum kesilirken arkamdan "you guys ok?" sorusu geldi ve iki gavır bisikletçi yanımızdan tırım tırım yokuşu tırmandı. Tolga can adamları takip ederken ben soluksuz, uykusuz , aç sefil kaldım. Tırmanmaya devam ederken suyumuz bitti ama nihayetinde Behram köyüne ulaşabildik, girişteki mezarlıktan su aldık ve mezarlık bekçisinin buralar İstanbulun ilçesi oldu serzenişine manasızca canı gönülden katıldık.

Behram köyüne girdiğimizde bir araba ve insan keşmekeşinin içinde kaldık. Zeytin kolonyalı yardımsever esnaf Kadırga koyuna geri dönmemizi önerdiğinde o yokuşu düşünüp vazgeçtik. Assos komple rant oldu diyen esnafımızı dinlemeyerek aşağı inmeye karar verdik ama öyle dar yoldan öyle dik bir yokuş inmeye başladık ki, havanın kararmasına bir saat kala  geri dönmeye ve gücümüz elverdiğince pedallayarak  bulduğumuz uygun bir yere kamp atmaya karar verdik. Yolda gördüğümüz bir deliden (elindeki sararmış gazetede hırsızların listesini arıyordu kendisi) Yeşil liman diye sessiz sakin  bir koy olduğunu öğrendik. Yeşil limana indiğimizde, karavanla kamp yapan bir aile dışında kimse yoktu.

Biz kasabaya gidiyoruz bir ihtiyacınız var mı diye soran yardımsever karavancı aileden  Tolgacan'ın cingenlik yaparak istediği biraları bekleyerek günümüzü tamamladık. (Bekledim de gelmedin)


2.gün 94:76 km (toplam)
          7:58 saat



Adatepe'ye tırmanırken

















Köylü milletin efendisidir fotoğrafı.


Tolga can, bir güzel fotoğrafımı çekmedin lan dercesine 














Gözlüğümün son pozu.




Zeytinlik

Kadırga koyu







Çıkamamak




Yazmalıcılık



Yeşillimandan midilli

Edremit-Bozcaada 1. Gün




Otobüs beklediğimizden erken indi Edremite. Bisikletleri toplayıp çantaları yerleştirdikten sonra yola düzüldük. İlk durağımız Akçay oldu, aç karnına 8.5 km yol tabi çekilmiyor. Burada Adilin yerinde(1) etli mantı çorbasından çifter çifter içmemiz önümüzdeki günlerin habercisiydi esasında. 7 gün boyunca resmen mideye çalıştık, yemek yemek için bisiklet turu yapılır mı? yapılırmış ( gavur bira içmek için yapar da bizim neyimiz eksik)

Okuyucuya not: bundan sonraki porsiyonlar genelde duble, çaylar da her zaman triple olacak bir daha tekrarlamayalım.

(1):  Barış Manço sevdalılarının işlettiği Adilin yeri hoş muhabbet , nahoş nefret suçları, bedava çay ve akşamları canlı müzik bulabileceğiniz kuzey egenin en iyi çorbacısı.

Yemekten sonra suyu gören ankaralı ritueli için sahile indik ve akabinde Dilek ve Deniz'in oteline tırmanmak için yola devam ettik. Çamlıbel sapağına girdiğimizde İda bisiklet adlı bisiklet grubundan bir abimize denk geldik ve köyde çay içmek için sözleştik. O sırada Tolga canın lastiğinin patladığını fark edip onu değiştirmek için durduk ve ne yazik ki randevumuza yetişemedik. Tabi biz çayımızı içmek için  köy kahvesine yine de gittik.

Burada Dilek ve Deniz'in emanetini Tuncel Kurtiz'in sahibi olduğu zeytinbağ oteline bıraktıktan sonra yavaş yavaş tırmandığımız o dağ yolunu bir çırpıda iniverdik.

Daha sonra bir sürü kamp alanı olduğunu bildiğimiz Küçükkuyu'ya doğru deniz kenarından pedallamaya başladık. Yorgunlukla bulduğumuz ilk yere gitmeyip önceliği yine midemize verdiğimiz için şanslıydık. Güzel bir balıktan sonra sahil boyunca gezinirken dalgakıran yakınında  kamp yerimizi bulduk, Hanem Cafe. Çadırlarımız kurarken beşiktaşlı  foto-canavar Minik efe hem bize yardım etti hem de fotoğraflarımızı çekti. Bu dost canlısı ufaklıkların zıp zıp zıpladığı güzide kamp, akşam saatlerinde bir memleket tadı, bir hacıbektaş tadı yaşattı ve vatan hasreti çektirmedi bana. Gelsin mahsuniler, gitsin ilkay akkayalar, halay çeksin ahmet kayayla ali askerler. Canlı müzik sürdü sürdü. Buna alışık olan ben mışıl mışıl uyudum ama tolga can için biraz sıkıntı oldu ne yazık ki. Neşe'li günler böyle başladı bizim için.

Başıma neler geldi sana diyemediiim.
Beni kaç kere dövdüler adını söylemediiim.


İlk gün
Yol : 48.69km
Süre :3:53:46
Edremit-Küçükkuyu





Adil'in yeri 


Ankara'dan geldik

Evet


Çamlıbel'e tırmanırken
Çamlıbel kahvesi


Zeytinbağ

Küçükkuyu


İki beşiktaşlı Efe ve Tolga can


Efenin objektifinden

Kara efe 




Küçükkuyu 




Mahcubiyetle karışık muvaffakiyet